MİMAR DİLİ  



A

ABAKULUS:
döşeme ve duvar mozaiği yapımında kullanılan, küçük bir küb biçiminde cam ya da taş parçası.

ABSORSİYON: Su emme

AÇIT DİKMESİ: Pencere ya da kapı boşluğunun yanındaki dikme.

AÇIT: Pencere veya kapı boşluğu.

AÇKI: Bir cismin yüzeyi üzerine sert bir madde veya alet sürterek, onu düzleştirip parlatma işi. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan alet. Anahtar gibi, her türlü açma işinde kullanılan alet.

ADA: Çevresi yollarla sınırlanmış ve çoğu parsellenmiş arsa ile böyle bir arsayı kaplayan yapılar takımı, yapı adası.

AĞÖRGÜ: Taşları ağ şeklinde yerleştirilmiş duvar örgüsü.

AKITMALIK: Çatı kaplama işlerinde yedirmelik ya da kurşun şerit ile örtülü birleşme ya da tonoz geçmesi.

AKS: Eksen.

AKTARICI: Dam kiremitlerini aktaran kimse.

AKTARMAK: Bir şeyi elden veya gözden geçirerek içindeki bozukları kaldırıp, yerlerine sağlamlarını koymak.

ALINLIK: Kimi yapılarda giriş kısmının ya da kapı ve pencerelerin üstünde bulunan üçgen veya yarı değirmi süsleme.

ANADUVAR: Yığma bir yapıda taşıyıcı duvar.

ARNAVUT BACASI: Tavanarasına ışık sağlayan çatı pencesi.

AYPENCERE: Yarım daire biçiminde pencere.

 

B

BACA ZARI: Bir bacanın içindeki çeşitli duman yollarını birbirinden ayıran ince bölmelerden her birine verilen ad.

BADANA (KAZEİN): Kireç badanaya biraz süt katılarak, mat olması istenen yüzeylere sürülen badana.

BADANA (KİREÇ): Kirece şap, terementi veya yağlı bir madde katılarak yapılan badana. Adi badana da denir.

BADANA (TUTKALLI): Tutkalın kaynar suda eritilip renklendirilmesinden sonra birkaç kat halinde duvara sürülmesi. Alakol badana da denir, böyle badana sürülmüş bir yüzeye başka çeşit badana yapılamaz.

BADANA: Duvarlara ve tavana sürülen beyaz veya renkli kireç şerbeti.

BAĞLAMA: Bir yapının çeşitli öğelerini kendi aralarında kenetleme. Duvarları veya çatının çeşitli parçalarını birbirine bağlayarak açılmalarını önlemek ve tek parça gibi çalışmalarını sağlamak için kullanılan kiriş, putrel gibi öğeler.

BAĞLAMA DEMİRİ: Kagir yapılarda ayrılmayı önlemekte kullanılan çeşitli şekillerde demir, kenet.

BAĞLAMA TAŞI: Bitişik olarak örülecek bir duvarı bağlamak için önce örülen duvarda bırakılan çıkıntılı taşlardan her biri.

BAĞLAYICI: Çimento, kireç, alçı gibi su ile karıştırıldığında plastik bir hamur veren, bir süre sonra katılaşan, daha sonra da sertleşen ve bu özelliklerinden dolayı taş ve kumu bağlamakta kullanılan madde: bağlayıcı madde.

BEDEN DUVARI: Yığma bir yapıda taşıyıcı duvar.

 

C

CAM ÇITASI: Camı doğramaya takmak üzere cam yuvasına tutturulan ahşap, maden ya da plastik çıta.

CAM İPLİĞİ: Ergitilmiş camdan elde edilen çok ince cam teli, cam lifi.

CAM KİREMİT: Işık geçiren çatı örtüsü yapmakta kullanılan, camın preslenmesiyle elde edilen bir tür kiremit.

CAM MOZAİK: Yan yana getirilmiş geometrik şekilli küçük parçalardan oluşan, döşeme ve duvar kaplamakta kullanılan cam asıllı gereç. Genellikle ön yüzleri kağıtlara yapıştırılmış olarak levhalar halinde satılırlar.

CAM PARKE: Işık geçiren döşeme yapmakta kullanılan özel şekilli karo.

CAM TUĞLA: Yarı saydam duvar yapmakta kullanılan içi boş cam blok. Desenli olanları da vardır. Standart boyu 19.5x19.5x9 cm.; birim ağırlığı 3.250 kg. ‘ dır.

CENDERE: Basınç makinesi.

CEPHE: Bir binanın yüzlerinden her biri ; özellikle ön yüz.

CONTA: Birbirinin üzerine kapanan iki kenar arasına, sızıntıyı önlemek için konulan lastik, kösele mantar veya benzeri maddeler.
 

Ç

ÇADIR ÇATI: Orta noktadan başlayarak dört yana düşen yüzeyleri olan, kare piramit şeklinde çatı, topuz çatı.

ÇALIŞMA: Ahşabın nem alarak veya nemini atarak boyut veya şekil değiştirmsi.

ÇARDAK: Üstüne sarmaşıklı ağaç veya çiçek sarılarak yapılmış kafesli gölgelik.

ÇATAL: İki ayrı doğrultudan gelen boruları tek bir boruya bağlamakta kullanılan ekleme parçası.

ÇATI: Yapıların üzerini, akıntılı bir tarzda örtecek malzemeyi taşımak üzere yapılan iskelet.

ÇIPLAK AHŞAP: Üzerinde boya, cila veya vernik bulunmayan ahşap.

ÇÜRÜTMEK: Eski kagir yapılarda aşınmış ince yonu taşları çıkararak yerine yenilerini koymak ve çevresini çimento harcı ile doldurmak.

 

D

DALGALI: Dalgası olan, dalga dalga görünen.

DAM ALTI: Yağmur ve güneş gibi etkilere karşı korunmuş yer.

DAM BAŞAĞI: Çatıların tepelerine süs olarak konulan başak biçiminde sivri tepelik.

DAM: Bir binanın göğe bakan yüzü.

DAMLALIK: Yağmur suyunu düşey bir yapı elemanının yüzeyini yalamayacak şekilde ileri dökmek için yapılan ve boydan boya devam eden çıkıntı veya yiv.

DAYAK: Bir yapı parçasının yıkılmaması için dayatılan çoğu ağaç, destek kısa payanda.

DÖŞEME: Yapılarda katları ayıran ve üzerinde yürünen kısım. Döşemenin alt yüzüne tavan denir.

DUVAR: Yapılarda taş, tuğla, briket, kerpiç gibi gereçlerle yapılan düşey bölme öğesi.

DÜZ DAM: Düz görünecek kadar az eğimli dam.

 

E

EKRAN: Üzerine bir cismin görüntüsü düşürülen saydamsız düz yüzey.

ELEKTRİK TESİSATI: Binalarda asansör tesisatı dışında kalan, elektrikle ilgili tesisat.

EMAY: Mine

EMAYE: Emay ile kaplanmış eşya. Mineli eşya.

ENİNE: Bir cismin veya yüzeyin eni boyunca, enlemesine.

ESKİS: Bir tasarımın ön taslağı.

ETEK: Binanın kaide bölümü, bina eteği, subasman.

 

F

FİLETO: Aynı yüzeydeki iki ayrı renkli boya ya da badanayı birbirinden ayırmak üzere çizilen bir veya birkaç yatay çizgi.

FİRKETE: “U” harfi şeklinde bükülmüş çoğu 12 metre boyunda beton çeliği.

FORMEN: Yapıda başka ustaların da görevlerini yüklenebilecek deneyimli usta, ustabaşı.

FOSEPTİK: Kanalizasyon bulunmayan yerlerde, pis suları içinde toplamak üzere yapılan sızdırmaz çukur.

FRANSIZ  BALKONU: Döşemeye kadar inen ve kapı gibi açılan, önü korkuluklu pencere; Fransız penceresi de denir.

FRİZE: Boydan boya çok düzgün çizgileri bulunan (ahşap kaplamalık).

 

G

GEÇİT: İki yapıyı birbirine bağlayan üstü örtülü yol.

GEÇME AVADANLIK: İki ahşap parçayı birbirine bağlayan silmeli ahşap ara parça.

GEÇME: Lehim, kaynak veya çakma işlemlerinden yararlanmadan, parçaları birbirine takıp kenetleme. Ahşapta, tutkallı geçme yapılabilir.

GELİŞME ALANI: Nazım imar planında kentin gelişmesine ayrılmış alan, inkişaf alanı.

GİYOTİN PENCERE: Düşey sürme pencere.

GÖZPENCERE: Çatı katlarında veya kapı üstlerinde yapılan yuvarlak ya da oval biçimli çoğu süslü küçük pencere.

GRAFİK: Cisimleri çizgi veya çizimlerle gösterme sanatı.

 

H

HACCAR: Taş işçisi.

HALKATONOZ: Planı içiçe iki daire yayı  şeklinde olan tonoz.

HARABE: 1. Eski yapı veya kent yıkıntısı, kalıntı. 2. Yıkılmış veya yıkılmaya yüz tutmuş yapı veya kent.

HARÇ: Yapıda tuğla ve taşları birbirine bağlamak, duvar ve tavanları sıvamak için kullanılan kum, kireç, çimento ve suyla yapılan hamur.

HARPUŞTA: Dış etkilere açık duvarların üstünü örterek yağmur ve kar sularını yanlara akıtan eğik veya yuvarlak bölüm, duvar semeri.

HASAR: Kırılma, çatlama, yıkılma gibi zarar.

HATIL: Ağırlığı yatay olarak dağıtmak ve duvarların düşey olarak çatlamasını önlemek amacıyla, duvarın içine yatay olarak boydan boya uzatılan ahşap, tuğla ya da beton bağlama öğesi.

HAZERAN: Eşya yapımında kullanılan bir tür kamış.

HAZNE: Depo. Oluk ile yağmur borusunun arasına yerleştirilen, bir çeşit huni görevi yapan çinko tekne, sandık.

HELİK: Duvar örülürken büyük taşlar arasına yerleştirilen küçük taşlar.

 

İ

İÇ BALKON: Binaların içinde yer alan, giriş holüne, salona veya sofaya bakan balkon.

İFRAZ: Ayırma, parselleme, parselasyon.

İMALAT BİRİM FİYATI: Yapım birim fiyatı.

İMAR HUDUDU: Nazım planı bulunan yerlerde nazım plan sınırları, bulunmayan yerlerde belediye sınırları.

İSPANYA BEYAZI: Boyacılıkta kullanılan tebeşir tozu.

İTALYAN DAMI: Çevresi korkuluklu, üstü teras şeklinde düz dam.


K

KAMA: Ahşap parçaları birleştirmek veya sıkıştırmak için kullanılan konik ahşap takoz.

KAPLAMA (ince): Kalınlığı 6/10 (0.6mm.) veya daha az olan kaplama.

KAPLAMA (kalın): Kalınlığı 12/10 –18/10 arasında olan kaplama.

KAPLAMA (normal): Kalınlığı 6/10 – 8/10 arasında olan kaplama.

KAPLAMA (duble): Kalınlığı 8/10 –12/10 arasında olan kaplama.

KAPLAMA: Bir yüzeye daha iyi görünüm kazandırmak için veya koruma amacıyla geçirilen başka maddeden kat:Maden, ahşap, taş kaplama.

KARIN VERME: Kolon veya düşey yüzeyin, ağırlık etkisiyle kavisli bir şekil alması.

KARKAS: Bir yapının taşıyıcı öğelerinin tümüne verilen ad; iskelet de denir.

KİLİT: Anahtarla işleyen kapama düzeni.


L

LİMON KİRİŞİ: Merdiven kolunun iki yanında uzanan kirişler.

LİMONLUK: Bitkilerin saksılar içinde kışın barındırıldıkları camekanlı yer. Sera da denir.

LÖKÜN: Kireç zeytinyağı karışımı macun.


M

MAFA: Ucu halkalı cıvata veya çivi.

MAFSAL: Eklem, oynak.

MAFSALLI: Mafsalla birleştirilmiş olan.

MAHYA: Çatıda iki eğik yüzeyin, dışta 180 dereceden büyük bir açı yaparak birleştiği çizgi.

MANSART: Her yüzünde değişik eğimli iki dam yüzeyi bulunan bir çeşit kırma çatı.

MARKİZ: Bir kapı ya da pencere önünü yağmurdan korumak için yapılan saçak.

MEKAN: İnsanı çevreden belli bir ölçüde ayıran ve içinde eylemlerini sürdürmesine elverişli olan boşluk.

MENTEŞE: Kapı ve pencere kanadı gibi şeyleri açılıp kapanacak şekilde tutturmaya yarayan eklemli maden parça.

MERDİVEN KOVASI: Dönerek çıkılan merdivenlerde ortadan görülen boşluk.

MERMER BADANA: Mermer kirecinden yapılan ve içine renk katılarak sıva üzerine iki ya da üç kat sürülen badana.


N

NACAK: Kısa saplı odun baltası.

NORM: Standart.


O

OKSİT BOYA: Boyarmadde olarak kullanılan maden bileşiklerine verilen ad.

OLUK: Bir şeyin akmasına yarayan, üstü açık boru. Çatıda yağmur suyunu toplayıp yağmur iniş borusuna götüren üstü açık çinko, galvanizli saç veya plastik kanal.

ORTA DERECE EĞİMLİ ÇATI: Eğimi yüzde 25 ile yüzde 70 arasında olan çatı.

OTURMA: Bir yapının altındaki zeminin hareketi veya sıkışması dolayısıyla aşağıya doğru hareketi.  
 

Ö

ÖLÇEK: Harita veya çizimde görülen uzunluklarla, bunların imlediği gerçek uzunluklar arasındaki oran.

ÖLÇME NİŞANI: Çatlak duvarların daha çok açılıp açılmadıklarını anlamak için çatlağın iki yanına tutturulan cam.


P

PANORAMİK ASANSÖR: Çıkıp inerken bir manzaranın veya bir iç mekanın görülebilmesi için yapılan, çevresi saydam camlı asansör.

PARKE: Meşe, gürgen ve kayın kerestelerinin makinelerde işlenmesiyle elde edilen dar uzun döşeme kaplama gereci.

PENCERE: Dışarısını görmek, hava ve ışık almak için duvarlarda yapılan ve doğramayla camdan meydana gelen açma.

PLASTİK BADANA: Plastik boyayı birkaç kat sürerek yapılan badana.

PLASTİK BOYA: Film yapıcı öğesi, bir plastik emülsiyonu olan boya.

PREFABRİKASYON: Hazır elemanlar veya bileşenlere yapı kurma.

PRİZ: Elektrik akımı almak veya anten, televizyon bağlantısı kurmak için fişin sokulduğu yuvaları olan araç.


R

RADYATÖR MUSLUĞU:
Sıcak akımın radyatöre girmesini sağlayan musluk.

RADYATÖR: Bir borunun ışıma yüzeyini artırmaya yarayan düzen.

RASPE: Demir veya tahtayı kazımak için kullanılan iri dişli çelik eğe, törpü.

RENDELEMEK: Rende ile pürüzler gidermek.

REPETİSYON: Belli bir aletle yapılan açı ölçmesinin duyarlılığını artırmak için ölçmenin yenilenmesi yöntemi.

RESTİTÜE ETMEK: İlk şekline getirmek, eski şeklini yapmak.

REZERVUAR: Sarnıç, hazne.


S

SAHANLIK BASAMAĞI: Bir merdivende, çıkışta sahanlıkla birleşen, sahanlık düzeyindeki basamak.

SALMASTRA: Sızdırmazlık işlerinde kullanılan, saç gibi örülü bir çeşit kordon.

SANDIKLI: Duvar kaplamalarında kullanılan bir çeşit tahta.

SAPLAMA: Somunsuz olarak kullanılan cıvata.

SARAK: Yapı yüzlerinde boydan boya giden yatay, enli, az çıkıntılı, süslü veya düz kuşak.

SARKMA: Merdiven basamaklarının ön veya yanlarında yapılan profilli çıkıntı.

SARMAL: Hels biçiminde olan, helezonik spiral.

SARNIÇ: Kagir yeraltı deposu.

SAZ ÇATI: Kır yapılarında uygulanan, ince kamışla örtülü çatı.

SON BASAMAK: Bir merdivenin bitiş basamağı.

STRÜKTÜR: Bir yapının taşıyıcı bölümü.

ŞİRVAN: Çatı arasında veya dükkanların üzerinde bulunan basık oda.

 

Ş  

ŞÖNT BACA: Çok katlı yapılarda, her katın bir kat yüksekliğince giden bacasının ana bacaya birleşmesiyle meydana gelen bacalar grubu.

 

T

TADİLAT PROJESİ: Yapıdaki herhangi bir değişikliği göstermek üzere hazırlanan ve asıl projenin eki olan proje.

TALAŞ: Testere ile biçilen veya rende, törpüyle işlenen bir ahşap parçadan dökülen kırıntılar.

TAM BOYUT: 1/1 ölçek.

TAMPON BOYA: Fırça darbeleriyle yapılmış kabartmalı boya.

TAPA: Boru uçlarının kapatılmasnda kullanılan; ahşap, maden ya da plastik parça.

TEPECAMI: Tavanda veya tavana yakın yerde bulunan camlı pencere.

TEVZİ DEMİRİ: Dağıtma demiri.

TOZ BOYA: Toz halindeki boyar madde.

 

U

UZATMA: İki ucu yivli, boru ekleme parçası.

UZUNLUK: Bir şeyin bir ucundan öbür ucuna kadar olan uzaklığı. Boy.

ÜSTEMEL: Bina eteği, etek duvarı veya subasman.

ÜSTLÜK: Üst pencere. Kapı üzerindeki vasistas gibi.

 

V

VANA: Valf, büyük saplı siber.

VANTİLATÖR: Elektrik akımıyla işleyen, havayı iterek harekete geçiren bir çeşit fırıldak.

VASİSTAS: Pencere veya kapı üzerinde bulunan, havanın değiştirilmesine yarar, alttan menteşeli pencere, bir çeşit üstlük.

V KOLON: Yükleri üstteki iki noktadan alıp tek bir yük halinde temele aktaran, Vşeklinde kolon.

 

Y

YALIM: Alev. Bıçak türünde kesicilerin keskin yüzü.

YALITIM: Isı ve ses geçirmezliği sağlama; izolasyon.

YAPI DONANIMI: Sabit ve sabit olmayan mobilya ile çeşitli cihazlar ve tesisat.

YAPI ELEMANI: Bir yapının, biçimlendirilmiş yapı gereçlerinden meydana gelen ilksel parçası.

YARIM BİNDİRME: Yarım lambalı tahtaları yan yana getirerek yapılan birleşme.

YASSI: Yayvan, düz.

YAY: Türlü biçimlerde yapılan esnek, madeni parça. Karyola yayı, kilit yayı, kanepe yayı gibi.

YENİLEME: Bir kentin, kentsel parçanın ya da bir yapının belirli bölümlerini, tekniğe uygun şekilde yenileştirerek koruma.

YÜZ: Yapının cephesi.

yukarı

EMLAK DİLİ

A  

ADA: Çevresi yollarla sınırlanmış ve çoğu parsellere bölünmüş arsa ile böyle bir arsayı kaplayan yapılar takımı, yapı adası.

AKAR: Kiraya verilerek gelir sağlayan mülk.

ALTYAPI: Su, elektrik, kanalizasyon, yol gibi tesislerin tümüne verilen ad.

ANAHTAR TESLİM: Bir yapının tüm gereç ve işçiliğinin yüklenici tarafından karşılanıp, bütünüyle bitirilmiş olarak mal sahibine teslim edilmesini öngören sözleşme şekli.

ANTRE: Bir binanın veya apartman dairesinin ilk girilen bölümü, giriş.

APARTMAN DAİRESİ: Bir bina içinde birkaç oda ile mutfak ve banyodan meydana gelen, bir kişi veya bir ailenin oturabileceği büyüklükte daire.

ARSA: Üzerinde yapı kurulmak üzere ayrılmış yer; yasaya göre, belediye sınırları içinde bulunup belediyece parsellenmiş arazi.

 

B

BAĞIMSIZ BÖLÜM: Bir yapının Kat Mülkiyeti Yasası hükümlerine göre bağımsız mülkiyete konu olan bölümlerden her biri.

BAHÇEKENT: Sağlık ve konfor koşullarına uygun bir yaşam sağlamak amacıyla tasarlanmış, tarıma ayrılmış bir toprak parçasıyla çevrili uydu kent.

BALKON: Bir binanın üst katlarından dışarıya doğru çıkmış, önü ve yanları korkulukla çevrili yer.

BANLİYÖ: Büyük bir kentin yakın çevresinde bulunan yerleşim birimi.

BARAKA: Tahta, çinko, sac gibi hafif gereçlerle yapılmış, temelsiz, eğreti yapı.

BARBEKÜ: Et ya da balığın ızgarada pişirildiği ocak, bir tür mangal.

BASIK: Tavan yüksekliği alışılagelmiş ölçülerden az olan daire, oda.

BAYINDIR: Gelişip güzelleşmesi, yaşayış koşullarının uygunlaştırılması için üzerinde çalışılmış olan yer; imar edilmiş.

 

C

CEPHE: Bir binanın yüzlerinden herbiri, özellikle ön yüz.

CİHANNÜMA: Her tarafı seyredebilmek için bazı ev çatılarının üstüne yapılan oda veya teras.

CUMBA: Eski Türk evlerinde, çoğu kafesli olan çıkma.

Ç

ÇATI KATI: Binalarda çatı ile son normal kat arasında yapılan kat.

ÇEKME KAT: Bir binanın son katı üzerine yapılan, cepheden geriye çekilmiş kat.

 

D

DAİRE: Bir apartman içinde yeralan, birden fazla konuttan herbiri.

DAM: Bir binanın göğe bakan yüzü.

DENİZE SIFIR: Denizle arasında herhangi bir yapı veya geniş bir toprak parçası olmayan yapı, arsa.

DEVREMÜLK: Tapusu belirli bir “devre” kullanım için geçerli olan, ortak kullanılan konut, yazlık.

DOĞALGAZ: Yeraltından çıkarılıp yakıt olarak kullanılan, ısıl değeri metre küpte 8900 kilokaloriye ulaşan hidrokarbon gazı.

DÖNÜM: Eni ve boyu kırkar arşın olan eski bir yer ölçüsü, yaklaşık 1000 m2.

DUBLEKS: İki katlı, ikinci katına içten merdivenle çıkılan konut.

 

E

EBEVEYN BANYOSU: Yatak odasında bulunan banyo.

EKLENTİ: Var olan ama yapıya eklenen bölüm.

EKSPERTİZ: Bir arsaya veya yapıya belli ölçütlere göre değer biçme işi.

EMSAL: Bir yapı veya konutun satış ya da kira bedelinin, benzerleriyle karşılaştırılması.

 

F

FERAĞ: Sahiplik hakkını başkasına devredip ilişki kesme; bu iş için tapuda yapılan resmi işlem.

FRANSIZ BALKONU: Döşemeye değin inen ve kapı gibi açılan, önü korkuluklu pencere.

 

G

GABARİ: Yapılacak bir binanın belediyece öngörülen azami yüksekliği.

GAYRİMENKUL: Taşınmaz mal.

GEDİK: Eskiden bazı mülkler için ödenen vakıf vergisi.

GİRİŞ KATI: Yerkatı, zemin katı.

GİYDİRME CEPHE: Çok katlı bir yapıda, döşemelerin önünden geçerek devam eden, bunlara veya kolonlara asılan, taşıyıcı olamayan, çoğu camlı dış duvar.

GÖTÜRÜ: Bir yapı işinin baştan kararlaştırılan sabit bir tutar karşılığında bir yükleniciye yaptırılması ilkesine dayanan sözleşme türü.

 

I

ISLAH: Bir bölgenin, tümüyle yenilenmeksizin yaşama koşullarının düzeltilmesi.

 

İ

İFRAZ: Bir toprak parçasını veya arsayı parçalara ayırma, parselleme, parselizasyon işlemi.

İHALE: bir işi birçok isteklinin arasından, en uygun görülen koşulları önerene bırakma.

İKİZ EV: Planları ortak duvara göre simetrik olan, bitişik iki evden meydana gelen birim.

İMAR AFFI: Kaçak yapıların ya da imar kurallarına uygun yapılara kaçak eklenmiş bölümlerin aklanması.

İMAR DURUMU: Bir arsanın imar planına ve imar yönetmeliğine göre nasıl kullanılabileceğini bildiren ve belediyece düzenlenerek istek üzerine arsa sahibine verilen belge.

İMAR PLANI: İmar yasasına göre, nüfusu 10.000’I aşmış yerleşmelerde yapılması zorunlu olan fiziksel plan.

İSTİMLAK: Kamulaştırma.

 

K

KADASTRO: Her çeşit arazi ve mülklerin, alanını, sınırlarını ve değerlerini belirtip plana bağlama işi.

KAGİR: Taş veya tuğladan yapılmış.

KAMULAŞTIRMAK: Bir şeyi sahibinden satın alarak kamuya mal etmek, kamu yararına almak.

KAPALI BALKON: Üstü ve yanları örtülü, önü ise açık olan balkon.

KARTONPİYER: Yapıları kabartmalarla bezemek için, çoğu zaman duvar ve tavan arakesitleri ile tavan göbeklerinde kullanılan sertleştirilmiş mukavva veya kıtıklı alçı.

KAT KARŞILIĞI ANLAŞMA: Arsa sahibince ortaya konan bir arsa üzerine, bir müteahhitçe, finansmanı da kendisince sağlanarak yapılan binanın, arsa sahibi ile müteahhit arasında belli bir oranda bölüşülmesi esasına dayalı anlaşma türü.

KAT MALİKİ: Kat mülkiyeti hakkına sahip özel ya da tüzel kişi.

KAT MÜLKİYETİ: Bir ya da daha çok kişinin, bir yapının belirli bir bölümüne sahip olabilmesi.

KAT YÜKSEKLİĞİ: Döşeme üstünden bir üst katın döşeme üstüne olan uzaklığı.

 

L

LEBİDERYA: Kesintisiz deniz manzaralı daire.

LÜKS: Bir dairenin en temel öğeler dışında, konfora yönelik daha fazla detaylarla donatılmış olması.

 

M

MAHZURLU: Herhangi bir işlem veye uygulamaya elverişli olmayan.

MENKUL: Bir yerden başka bir yere taşınıbilen, taşınır.

MERKEZİ ISITMA: Bir binanın çeşitli bölümlerinin, bir merkezden borularla sevk edilen sıcak su veya buharla, ya da kanallarla sevk edilen sıcak hava ile ısıtılma sistemi.

MERKEZİ YERDE: Bina ya da konutun, bulunduğu semt veye kentin merkezi sayılan bölümüne; çarşı, pazar ve ulaşım araçlarına yakın olması.

METROPOLİTAN ŞEHİR: Belli bir büyüklüğü olan, örneğin nüfusu bir milyonu aşan şehir.

MÖBLELİ: İçinde eşyası bulunan daire.

MÜSTAKİL TAPU: Tek konut için verilen tapu.

 

N

NAZIM PLANI: Bir kentin haritaları üzerine çizilen ve arazi parçalarının kullanış biçimleri ile başlıca bölge tiplerini belirten, yani kentin gelecekte alacağı biçimi gösteren plan.

NİZAM: Binaların yanyana sıralanış düzeni; ayrık nizamda aralarında toprak parçası vardır; bitişik nizamda duvarları ortaktır.

 

Ö

ÖLÇEK: Bir harita veya çizimde görülen uzunluklarla bunların imlediği gerçek uzunluklar arasındaki oran.

ÖN BAHÇE DERİNLİĞİ: Binanın ön yüzünden kendi parselinin ön sınırına kadar olan en yakın dik uzaklık.

ÖN CEPHE: Yapının yola bakan yüzü.

 

P

PAFTA: 1. Üzerine proje çizilen levha. 2. Büyük haritaları meydana getiren ayrı parçalardan her biri.

PARSEL: Belli bir amaç için ayrılıp sınırlanmış arazi parçası, bir adanın parçalarından her biri.

 

R

RESTORASYON: Aslını bozmadan onarma.

RESTORATÖR: Fransızca’da resim veya heykelleri onaran kişileri tanımlamakta kullanılan bu sözcük Türkçe’de, anlam kaymasıyla, restorasyon uzmanı anlamında kullanılmaktadır.

REZERVUAR: Sarnıç, hazne.

 

S

SAHİBİNDEN: Bir mülkün, arada herhangi bir aracı olmadan, doğrudan doğruya sahibi tarafından satışa veya kiraya sunulması.

SANDIK ODASI: Genellikle penceresi olmayan, evdeki fazla eşyaların konulabileceği küçük oda.

SELAMLIK: Eskiden büyük konaklarda erkeklerin bulunduğu ve erkek konukların alındığı bölüm.

SERVİS GİRİŞİ: Büyük binalarda yan hizmetler için kullanılan ikinci derecedeki giriş.

SIFIRDA: Yeni bitmiş ev, daire; hiçkimse tarafından kullanılmamış.

SOSYAL ALTYAPI: Sağlıklı bir çevre meydana getirmek amacıyla yapılması gereken eğitim, sağlık, kültürel ve yönetsel yapılar ile park, çocuk bahçeleri gibi yeşil alanlara verilen genel ad.

STÜDYO: Aynı zamanda oturma, yatma ve yemek için kullanılan oda.

SÜPER DENİZ MANZARALI: Balkon, teras veya pencerelerinden denizin geniş bir açıdan, panoramik olarak görüldüğü konut, daire.

 

Ş

ŞALE: İsviçre çobanlarının kulübelerine ya da dağ evlerine verilen ad.

ŞİRVAN: Çatı arasında bulunan basık oda.

 

T

TAPU SENEDİ: Bir mülkün kimin olduğunu gösteren resmi belge.

TAPULAMAK: Bir mülkü tapuya geçirmek.

TAVANARASI: Çatı ile son kat döşemesi arasında kalan boşluk.

TEKNİK ALTYAPI: Elektrik, gaz, içme ve kullanma suyu, kanalizasyon, her tür ulaştırma, haberleşme ve arıtım gibi hizmetlerin sağlanması için yapılan tesisler ile açık ve kapalı otopark kullanışlarına verilen ad.

TERAS: 1. Oturup hava almaya yarayan, düz ve çevresi açık yüksekçe yer, taraça. 2. Üstü gezinmeye elverişli düz dam.

TOPLU KONUT: Sosyal ve fiziksel altyapısıyla birlikte gerçekleştirilen çok sayıda konut birimini anlatmakta kullanılan terim.

 

V

VAZİYET PLANI: Yapıların değişmez röperlere göre arsaya yerleşmelerini belirten üstten görünüş, yerleşme planı.

Y

YALI: Düzlük ve açıklık su kıyısına yapılmış köşk. Sahilhane adı da verilir.

YAPSATÇI: Konut yapıp daire daire satan kimse, firma.                  

YENİLENMİŞ: Eski bina veya dairelerin onarılarak, restore edilerek yeni hale getirilmesi.

YIKMA RUHSATI: Bir yapıyı yıkmak için ililgili belediyeden alınan izin; yıkma izni.

yukarı

© Copyright 2005 Adres